Raşitizm d vitamini beslenme

Posted by Keops | Bebek Çocuk Sağlığı | Salı 20 Temmuz 2010 10:37

D vitamini eksikliğinin sebep olduğu bir hastalıktır. Deriye temas eden güneş ışığının D vitamini imal ettiğini artık biliyoruz.

Bu bilgiden hareketle, güneş ışığından mahrum kalan bebeklerin, aynı zamanda D vitamininden mahrum kaldıklarını söyleyebiliriz. Anne sütü ile beslenmeyen ve yeterli gıda alamayan çocuklar, besinler yoluyla vücuda giren D vitamininden de mahrum kalınca raşitizm kaçınılmaz olur.

D vitamini eksikliği, ayrıca fosfor ve kalsiyum emilmesini zorlaştırdığından; bu bileşiklerin kandaki dengesi de bozulmaktadır. D vitamini eksikliği ve bunun sebep olduğu fosfor ve kalsiyum bileşiklerinin dengesizliği en fazla kemik gelişiminde menfi tesirini gösterir. Kemik gelişimi yavaşlar. Tedavi edilmediği yani D vitamini eksikliği giderilemediği takdirde kemiklerde erime ve şekil bozuklukları ortaya çıkar.

Belirtileri:
• Huzursuzluk, başın arka bölgesinde terleme, uykusuzluk, kaslarda zayıflama, ishal ve kansızlık görülür.
• Kemiklerin yumuşaması neticesinde uzun kemiklerde çarpıklık ve bacaklarda şekil bozukluğu (U duruşu) ortaya çıkar.
• Bebeklerde kafatası kemiği yumuşar. Bıngıldağın kapanması gecikir.
• Göğüs kemiğinde çökme görülür.
• El ve parmak eklemlerinde şişlikler ortaya çıkar.

NOT: Araştırma tekniklerinin geri olduğu zamanlarda D vitamini eksikliğinin sebepleri tam bilinemiyordu. Mesela düne kadar anne sütü D vitamini yönünden eksik sayılırdı. Halbuki yeni arama tekniğinde suda eriyebilen D vitamini bileşiklerine bolca rastlanmıştır. Keza, deri yoluyla imal edilen D vitamini de yeni farkedilmiştir.

Eskiden raşitizm tedavisi için bolca sentetik D vitamini preperatları verilirdi. Sentetik D vitamininin başta diş çürümeleri olmak üzere birçok yan etkileri görüldüğünden bu teknik terkedilmiştir.
Son araştırmalar, D vitamini eksikliğinin iyi beslenen çocuklarda da ortaya çıktığını göstermiştir. Bunun sebebi, D vitamininin barsak ve böbrek rahatsızlıklarından dolayı iyi emilememesidir.

Ne Yapmalı
• Tedavinin şekli, D vitamini eksikliğinin gerçek sebebi ortaya çıkarıldıktan sonra tespit edilmelidir.

Korunma:
• Bebek mutlaka anne sütü ile beslenmeli; zamanı gelince ek besinlerle desteklenmelidir.
• Bebek güneş ışığı alan bir odada yatırılmalı ve sık sık temiz havaya çıkarılmalıdır.
• Bebek unlu gıdalar yerine kalsiyum yönünden zengin gıdalarla beslenmelidir.

Raşitizm d vitamini eksikliği kemik hastalığı

Posted by Keops | Bebek Çocuk Sağlığı | Salı 20 Temmuz 2010 09:28

Raşitizm, ülkemizde en sık görülen vitamin yetersizliği olup, D vitamini alımı eksikliğine bağlı olarak gelişir. Nadiren D vitamini metabolizmasındaki ve emilimindeki çeşitli bozukluklara bağlı olarak da ortaya çıkabilir. Raşitizim başlıca kemik sistemi olmak üzere bir çok sistemi ilgilendiren bir hastalıktır. Anneden alınan D vitamini çocuk vücudunda 2 ay kadar depolandığından ilk aylarda raşitizim nadiren görülür. D vitamini eksikliğine bağlı raşitizm 3 ay – 2 yaş arasında sık görülür. Raşitizmde kemik belirtileri ilk önce başta, 4-10 aylıkta göğüs kafesinde, 6 aydan sonra ekstremitelerde görülür. Bunun nedeni D vitamini eksikliğinin etkisinin hızlı büyüyen kemiklerde daha belirgin olmasıdır. Bebeğin başı yan taraflardan tutularak, arkadan parmak uçlarının bastırılması ile bazı bölgelerin içeri çöktüğü hissedilir. Fontanel yaşa göre beklenenden daha açık ve kenarları yumuşaktır.

Kostaların kemik-kıkırdak birleşme yerleri genişlemiştir (Kosta tesbihleri). Göğüs duvarında kunduracı göğsü, kuş göğsü gibi çeşitli deformitelere rastlanır. Diyaframın göğse yapıştığı yerde çökme meydana gelir. Ekstremitelerin alt uçlarında şişkinlik, uzun süren raşitizm vakalarında X veya O bacak görülür. Süt çocuğunun motor gelişmesi geri kalır. Hipotoni belirgindir. Batın şişkin ve yanlara taşkındır. Çocukta terleme artmıştır. Uyku düzensizlikleri, huzursuzluk ve anemi görülür.

Bir ay – 2 yaş arasında bebeklere düzenli olarak ağız yoluyla günde 400 ünite D vitamini verilmesi ile raşitizm önlenebilir. D vitaminin daha yüksek dozlarda verilmesinin yan etkileri olacağına dikkat etmek gerekir. Ancak preterm bebeklere günde 800 ünite D vitamini verilmesi gerekebilir.

Raşitizm tedavisinde, genellikle 300.000 ünitelik depo dozun 1 hafta ara ile iki kez ağız yoluyla verilmesi yeterlidir.

Rh uyuşmazlığı hemolitik hastalık

Posted by Keops | Bebek Çocuk Sağlığı | Salı 20 Temmuz 2010 09:24

Rh antijenleri yalnızca eritrosit membranında yer alan antijenler olup Dd, Cc ve Ee olmak uzere 3 çift halinde bulunurlar. D antijenin bulunması bireyin Rh pozitif olduğunu, yokluğu ise bireyin Rh negatif olduğunu gösterir. Diğer antijen1erin antijenik özellikleri düşüktür. Rh negatif bir kadında anti D gelişmesi ve bu antikorun Rh pozitif bir fetusa geçmesi, hemolitik hastalığa neden olur. Bebekten anneye geçen 0.1 ml kan bile annenin sensitizasyonuna yol açabilir. Bu şekilde geçen kan sonucu ortaya çıkan Rh immün cevabı yavaş gelişir ve ortaya çıkan antikorlar IgM cinsindendir. ilk immün cevaptan sonra ikinci bir kez Rh pozitif hücrelerle karşılaşıldığı zaman gelişen immün cevap ise çok daha hızlı ve güçlü olup ortaya çıkan antikorlar IgG cinsindendir. Rh (+) antijenle karşılaşmalar arasındaki zaman uzadıkça antikorun titresi artacağı gibi, antijene bağlanma sabiti de artar.

Klinik olarak bebeklerde sarılıktan ağır hidropsa kadar uzanabilen değişik belirti ve bulgular ortaya çıkar. Anti-D antikor etkisiyle eritrositlerin yıkılması fetal anemiye, bu da daha fazla eritrosit yapımına yol açar. Kemik iliğindeki eritrosit yapımı, yıkımı karşılayamaz hale geldiği zaman, başta karaciğer ve dalak olmak üzere ekstramedüller hematopoez başlar. Ekstramedüller eritropoezde eritrosit maturasyonu tam olmadığı için periferik dolaşıma çekirdekli eritroid seri elemanları geçmeye başlar ve böylece hastalık eritroblastosis fetalis adını alır. Hidrops fetalis gelişen bebeklerde anemi ile birlikte asit, yaygın ödem, plevral ve
perikardiyal efüzyonlar bulunabilir.

Fetal dönemde oluşan bilirubin plasenta tarafindan temizlendiği için bu bebeklerin doğumdaki bilirubin düzeyleri 5mg/dl altındadır, ancak ilk yarım saat içinde bilirubin hızla yükselebilir. Coombs testi pozitiftir, retikülosit sayısı artmıştır. Ağır eritroblastosis fetalisde, non-konjuge bilirubinle birlikte konjuge bilirubin de artmış olarak bulunabilir. Bunun nedeni, hem konjestif kalp yetmezliğine bağlı olarak gelişen karaciğer konjesyonu, hem de ekstramedüller hematopoezin sinusoidlere yaptığı bası sonucu, karaciğerin atılım fonksiyonunun azalmasıdır.

Anti-D immünglobulin (Rhogam) kullanımının yaygınlaşması ile gelişmiş ülkelerde Rh hemolitik hastalığı çok az görulmektedir. Prenatal dönemde, Rh sensitizasyonu, anne plazmasında anti-D bakılarak tanınabilir. Fetal ultrasonografi ile hidropsun derecesi değerlendirilebilir. Amniosentez yapılarak da amnios sıvısı içindeki bilirubin konsantrasyonu ölçülebilir. Fetal hematokritin %30′un altına düştüğü durumlarda intrauterin (tercihen intravaskuler) eritrosit transfüzyonlar yapılarak fetal aneminin gelişmesi önlenir. Bu transfüzyonlar belirli aralıklarla tekrarlanarak fetusun sağlıklı doğmasına çalışılır.

Solunum yolu enfeksiyonu

Posted by Keops | Bebek Çocuk Sağlığı | Salı 20 Temmuz 2010 09:23

Bronşiolit, bronkopnomani gibi alt solunum yolu enfeksiyonları yenidoğan döneminde ve süt çocukluğu çağında en çok ölüme sebep olan hastalıklardandır.

Enfeksiyon etkeni ağız-burun yoluyla vücuda girerek akciğerlerde iltihaba sebep olur.

Belirtileri
• Ateş, öksürük
• Nefes darlığı, hızlı nefes alıp verme
• Ağlama, huzursuzluk
• Gıda almama
• Ağır durumlarda morarma
• Bazen ishal, kusma

Ne yapmalı
• Bu belirtilerden bir veya birkaçı görüldüğünde bebek doktora götürülmeli ve tavsiyelere uymalıdır. Ağır vakalar hastaneye yatırılır.

Korunma:
• Hijyenik şartlara dikkat edilmelidir.
• Ateşli hastalık geçiren kulaktan uzak tutulmalıdır.

Su çiçeği aşısı bebeklerde aşılama

Posted by Keops | Bebek Çocuk Sağlığı | Cuma 16 Temmuz 2010 10:36

Su Çiçeği Aşısı
Su çiçeği, en sık 5 – 10 yaşları arasında görülen, son derece bulaşıcı bir çocukluk çağı hastalığıdır. Doğrudan temas ve hava yoluyla bulaşır. Kuluçka süresi genellikle 14 – 16 gündür. Döküntüler ortaya çıkmadan 2 gün öncesiyle tamamen kabuklandığı 7 gün sonrası arasında bulaştırıcılık söz konusudur. Ateş, halsizlik, iştahsızlık yakınmalarını takiben ciltte önce kırmızı döküntüler belirir, daha sonra içinde sıvı biriken lezyonlar patlayarak kabuklanır. Kaşıntı her zaman vardır.

Hamileyken su çiçeği geçiren kadınların bebeklerinde düşük doğum ağırlığı, beyinde gelişim kusuru, havale, zeka geriliği, katarakt, küçük kafa, kafa içinde kireç birikimleri ve ciltte nedbeler ortaya çıkabilir.

Su çiçeği geçirmekte olan çocuklarda döküntülerin mikrop kapması sık rastlanan bir sorundur. Antimikrobiyal tedavi gerekir. Nadiren zatürre, ciddi kanamalar, kalp ve zarlarında iltihaplanma, testis iltihabı, hepatit, ülserli gastrit, nefrit ve artrit meydana gelebilir. Beyin iltihabı, yürüme bozukluğu, titremeler şeklinde sinir sistemi bulguları olabilir. Bağışıklık yetersizliği olanlarda hastalık iç organlara yayılabilir. Su çiçeği özellikle kan kanseri olan çocuklarda önemli bir ölüm nedenidir.

Tedavide ateş düşürücü kullanımı, ılık – soğuk banyo ve temizlik önde gelir. Karaciğeri etkileyebileceğinden su çiçeğinde aspirin kullanılmaması tavsiye edilir. Hastalığa karşı korunmada canlı, zayıflatılmış, etkili ve güvenilir bir aşı mevcuttur. Amerikan Pediatri Akademisi tarafından 15 aylık çocuklara kızamık kızamıkçık kabakulak aşısıyla aynı anda rutin olarak uygulanması önerilmektedir. Su çiçeğiyle temas sonrasında korunma için özgün gamma globulin olan “Zoster Immun Globulin” kullanılablir. Özellikle doğumdan 5 gün öncesiyle 2 gün sonrası arasında su çiçeği geçiren annelerin bebeklerine, su çiçeği geçirmemiş annelerin prematüre bebeklerine uygulanması tavsiye edilmektedir.

Su çiçeği geçirmiş, tüm yaraları kabuklanmış çocukların okula gönderilmelerinde herhangi bir sakınca yoktur.

Süt çocuğunu besleme ek gıdalar

Posted by Keops | Bebek Çocuk Sağlığı | Cuma 16 Temmuz 2010 10:33

Süt çocuğunun tabii gıdası anne sütüdür.İlk altı ay hiçbir gıdaya ihtiyaç duymadan anne sütü ile mükemmelen beslenebilir.Yeterli kilo alan sağlıklı gelişme gösteren bebek altıncı ayı doldurduktan sonra alıştırmak için gıdalara başlanır.

Altı ay ile on ay arasında ek gıdalara başlanmayan bebeklerde çiğnemeye ve farklı tatlara alışma meydana gelemez ve anne memesine aşırı derecede düşkün olan bebek yemekleri reddeder.Bebek anne sütü ile doymuyor ise ilk dört ay anne sütü ve adapte formül mama dördüncü aydan sonra gıdalara başlanabilir.

Ek gıdalara başlamak için
1-Bebek sağlıklı ve alışkın olduğu ortamda bulunmalı
2-Aşı uygulanmış veya yeni bir ilaç uygulanmış bebek ona alışana kadar yeni gıda başlanmamalı.
3-Kendisine birinci derecede bakım veren kişi tarafından gıdalar denenerek verilmeli.
4-Gıdalar üç beş günlük alıştırma süresi içinde teker teker başlanmalı.Çok sevse ve istekli bile olsa alışana kadar doyurucu miktarda verilmelidir.
5-Gıdalar hepsi bir arada başlandığı takdirde meydana gelecek tahammülsüzlükler alerjilerden hangisi sorumludur ayırt edilemez ve aynı zamanda birden fazla miktarda yedirilen bebek anne sütünü bırakabilir.
6-Anne sütü 1.yaşta temel gıda 2.yaşta destekleyici gıda olarak beslenmenin temel unsurudur.

Altı ayını doldurmuş bebeğe hazmı kolay hipoallerjenik olması nedeniyle ilk başlanacak gıda olması nedeniyle yoğurt olabilir.1,2 tatlı kaşığından başlanarak miktar arttırılmak suretiyle bir hafta içinde bir çay fincanı(100-150mlt) kadar verilebilir.

Yapılışı:
200 mlt süt süzüldükten sonra kaynatılır.Kaynadıktan sonra 2-3 dakika karıştırarak kaynatmaya devam edilir.Pastörize sütler için kaynatma sırasında 200 mlt süte 1çorba kaşığı(15mlt) su ilave edilir.(pastörizasyon sırasında ve kaynatırken buharlaşma sütün olması gerekenden daha konsantre hale gelmesini önlemek için).Önceden yıkanmış kurutulmuş cam kavanoza alınan süt 40 dereceye kadar soğutulur.
(daha fazla…)

Tetanoz aşısı gebelikte aşı

Posted by Keops | Bebek Çocuk Sağlığı | Cuma 16 Temmuz 2010 10:32

√ Tetanoz aşısı
• Tetanoz doğal olarak immünite sağlanamayan ancak uygun aşılama ile tam olarak önlenebilen bir hastalıktır.
• Toksoid aşıdır. Koruyuculuğu % 95tir.
• Her on yılda bir rapel yapılmalıdır.

√ Gebelerde tetanoz aşısı uygulaması:
• gebelikte aşı gereklidir.
• Tetanoz toksoidi teratojenik değildir.
• Bu yüzden yenidoğan tetanozunu önlemek için gebelere tetanoz aşısı yapılmalıdır.
• Daha önce immünize olmamış gebelerde ilk üç ay dahil ilk fırsatta ilk doz aşı yapılmalıdır.
• İkinci aşı bundan en az 4 hafta sonra yapılmalıdır.
• Bu iki aşı ile aşıdan 15 gün sonra başlayan 3 yıllık koruma sağlanır.
• Üçüncü aşı ikinciden 6 ay sonra yapılır ve 5 yıl koruma sağlar.
• Dördüncü aşı bundan bir yıl sonra yapılır ve 10 yıllık koruma sağlar.
• Daha sonra 10 yılda bir rapel yapılır.

√ Yan etkiler:
• Lokal yan etkileri arasında eritem, endurasyon ve duyarlılık vardır.
• Generalize ürtiker, anaflaksi ve periferik nöropati sistemik yan etkiler arasında sayılabilir.

√ Daha önceki aşı sonrası ağır hipersensitivite reaksiyonu olması ve ağır nörolojik bulguların varlığı aşı için kontrendike olan durumlardır.