Kan kanseri lösemi

Posted by Keops | Bebek Çocuk Sağlığı | Perşembe 22 Temmuz 2010 13:31

Lösemi halk arasında kan kanseri diye bilinen hastalıktır. Bu hastalıkta çoğunlukla kemik iliğinden kaynaklanan ve bir tek hücrenin kanserleşmesi, daha sonra bu hücrenin bölünerek çoğalıp, önce kemik iliğini,daha sonra tüm organları istila etmesi durumu söz konusudur. Eğer tedavi edilmezse olay kısa sürede hastanınkaybı ile sonuçlanır. Çocuklarda en sık görülen kanser türü Lösemidir. Beyaz ırkta çocukluk çağında Löseminin sıklığı 100.000 canlı doğumda yaklaşık 5 kadardır. Lösemi en sık 2 – 5 yaşları arasında görülür. Bu dönem çocuklarda Lenf dokusunun en aktif olduğu dönemdir. Çocuklarda Lösemiye neden olan faktörler nelerdir? Herşeyden önce tüm kanserler gibi Löseminin de genetik bir hastalık olduğunu, yani vücudumuzdaki kanser önleyici veya kanser yapıcı genlerdeki bazı bozukluklar sonucu ortaya çıktığını bilmek gerekir. Bu bozulmayı kolaylaştıran bazı faktörler vardır. Bunlar arasında iyonizan radyasyon, bazı virüsler, bazı kimyasal maddeler ve bazı genetik hastalıklar sayılabilir.

Löseminin belirtileri nelerdir? Löseminin klinik belirtileri birçok hastalık ile karışır. Halsizlik, iştahsızlık, solukluk, düşmeyen ateş, deride morluklar veya küçük kırmızı kanama odakları, burun ve diş etlerinden kanama, karında şişlik, lenf bezlerinde büyüme, kol ve bacak ağrıları bunlar arasında sayılabilir. Bunlardan birinin veya birkaçının olması durumunda bir çocuk kan ve kanser hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. Lösemi ölümcül bir hastalık mıdır?Sağ kalma oranı nedir? Lösemi çocukluk çağında görülen kanserler arasında tedavi şansı en yüksek olanlardan biridir. Günümüzün modern tedavi protokolleri ile akut Löseminin genel anlamda tedavi şansı %70 – 75 dir. Bazı Lösemi tiplerinde bu oran %90 ın üzerine çıkmaktadır. Lösemi tedavisi her hastanede yapılabilir mi? Lösemi tam donanımlı ve Çocuk Kan ve Kanser Hastalıkları bölümü bulunan bir hastanede tedavi edilmelidir. Bu hastalığın tedavisi ancak bu konudaki uzman kişiler tarafından yapılmalıdır

Kanser aşıları aşılama

Posted by Keops | Bebek Çocuk Sağlığı | Perşembe 22 Temmuz 2010 13:27

Kanser Aşıları Aşılama
√ Virusların neden olduğu bir çok kanser türü bulunmaktadır.
√ ÖrneÄŸin rahim aÄŸzı kanseriyle “Human papilloma virus” (HPV) arasında yakın bir iliÅŸki olduÄŸu bilinmektedir.
√ Lenf dokusu kanserlerinden Burkitt lenfoması ve genizden köken alan “nazofarinks kanseri” “Ebstein Barr Virus” (EBV) ile iliÅŸkili bulunmuÅŸtur.
√ Her iki virus türü için de aşı geliştirilmiş olup, klinik çalışmalar devem etmektedir.

√ BCG (verem aşısı), tüberkülozdan korunma haricinde, kanser tedavisinde de kullanılmaktadır.
√ Mesane kanserinde idrar kesesi içine verilen BCG aşısı bağışıklık sistemini uyararak tümörün büyümesini engellemektedir.

√ Araştırmalara yüklü ödenekler ayıran büyük aşı firmaları, özellikle kanser ve AIDS aşılarının geliştirilmeleri için büyük gayret sarfetmektedirler.
√ Henüz erken olmakla birlikte ilk sonuçlar ümitlenmek için cesaret vericidir.

√ Diğer Aşılar
Son olarak, geliştirilmekte olan diğer bazı aşıların adlarını vermekte yarar görüyoruz. Bunların bir çoğunun kısa süre içinde piyasada yer almasının sürpriz olmayacağını düşünüyorum :
Bazı barsak bakterileri (E. coli..), Hepatit C, Herpes, rotaviruslar, cüzzam, Brusella ve zührevi hastalıklara karşı aşı oluşturma gayretleri halen sürmektedir.

Kernikterus bebeklerde bilirubin yüksekliği

Posted by Keops | Bebek Çocuk Sağlığı | Perşembe 22 Temmuz 2010 13:26

Kernikterus : Bilirubine bağlı nörotoksisite sonucunda ortaya çıkan kalıcı nörolojik hasarla karakterize tabloya kernikterus adı verilir. Bu terim, patolojik anatomik bir bulgu olarak bazal ganglionların sarıya boyanmış olmasını ifade etmek için ortaya atılmış olsa da, bu olayların sonucunda görülen klinik bulguları anlatmak için de kullanılır.

Patolojik olarak, beyin sapı, hipokampus, subtalamik çekirdekler ve serebellumda sarıya boyanma ve nöron nekrozu vardır. Yaşayan bebeklerde daha sonra bu bölgelerde gliosis gelişir. Serebral korteks genellikle etkilenmez. Ölen olguların çoğunun otopsisinde nöronal lezyonlara ek olarak, böbrek, bağırsak ve pankreasta da nekrozlar ve bilirubin kristalleri görülür.

• Klinik olarak ise kernikterus 3 evrede incelenir;
1. evrede bebeklerde sarılık belirgindir, letarji ve hipotermi vardır ve beslenmeleri yetersizdir. Birkaç gün süren bu fazdan sonra bebekte hipertoni ve opustotonus gelişir. Tiz sesle ağlarnaya baş1ar ve sık sık ateşi yükselir.
2. evre yaklaşık bir hafta sürer.
3. evrede ise bebekte tekrar hipotermi geliÅŸir.

Koreoatetoz gibi ekstapiramidal bulgular ortaya çıkmaya başlar. Tiz sesle ağlama devam eder. İşitme ve görme bozuklukları, beslenme bozuklukları ve diş displazileri görülür. Uzun süre yaşayanlarda koreotetoid serebral palsi, yukarı doğru bakışta yetersizlik, sensörinöral işitme kaybı ortaya çıkar. Zeka geriliği nadiren görülür.

Preterm bebeklerdeki belirtiler daha az ve daha non-spesifiktir. Preterm bebeklerin beyinlerinin sarı boyanması, kernikterus olduÄŸunu göstermez. Ancak kernikterus tablosunun term bebeklerde %50 civarında olan mortalitesi preterm bebeklerde %100′e yakındır.

Kernikterusun klinik bulguları
• Akut form:
Faz 1 (İlk 1-2 gün): Zayıf emme, stupor, hipotoni, konvulziyonlar
Faz 2 (İlk haftanın ortaları): Ekstansör kaslarda hipertoni, opustotonus, ateş
Faz 3 (1. haftadan sonra): Hipertoni
• Kronik form:
1. yıl: Hipotoni, derin tendon reflekslerinde artış, tonik boyun refleksi, motor aktivitelerde gecikme ve azalma
1. yıldan sonra: hareket bozuklukları (koreatetoz, ballismus, tremor), yukarı bakış felci, sensörinöral işitme kaybı.

Orta derecede artmış olan bilirubinin uzun vadedeki etkileri de tam olarak anlaşılmış değildir. Düşük bilirubin düzeylerine sahip yenidoğanlarda ileride bazı davranış kusurları ve düşük IQ bildirilmiş olmasına rağmen, yapılan son metaanalizlere göre, hemolitik hastalığı olmayan miadında yenidoğanlarda serum bilirubini 20mg/dl üzerine çıkmadıkça mental veya fiziksel bir sekel sözkonusu değildir.

Prematürelerde ise, maksimum bilirubin düzeyi ile IQ ve serebral palsi arasında doğrudan bir ilişki kurulamamış olmasına rağmen, motor gelişim geriliği, hafif işitme kaybı, hafif prematüre retinopatisi gibi durumların, hiperbilirubinemisi olmayanlara kıyasla daha fazla görülebileceği, ancak uzun dönemde bu etkilerin ortadan kalkabileceği öne sürülmektedir. Yine intrakranial kanaması olan prematürelerde bilirubinin toksik etkileri daha sık görülmektedir. 

Kızamık aşısı aşılama

Posted by Keops | Bebek Çocuk Sağlığı | Perşembe 22 Temmuz 2010 13:24

Kızamık aşısı canlı virüs aşısıdır. İmmun anneden geçen antikorlar bebeği 6-9 ay koruyabilir. Tek başına ya da MMR şeklinde yapılabilir. Gelişmiş ülkelerde önerilen yaş 15 aydır. Ancak gelişmekte olan ülkelerde kızamık enfeksiyonu daha küçük yaşlarda da görülebildiğinden 15 aylıkken yapılan aşının olguların % 40ını korumadığı saptanmıştır. Bu yüzden aşının yapılma yaşı 9 ay bitimine çekilmiştir.

Bu yaşta yapılan aşının koruyuculuğu %90dır. 12 aydan önce yapılan kızamık aşısının uzun dönemde koruyuculuğu azaldığı için bu çocuklara 15. ayda yeniden aşılanma önerilmektedir. Ancak bu durumda beklendiği oranda serokonversiyon görülmeyebilir. İlk aşıdaki zayıf antikor yanıtının ikinci aşılamada verilen antijenleri bloke etmesi nedeniyledir. Aşı subkutan olarak yapılır.

Yan etkiler:
• Yaklaşık bir hafta sonra (2-15 gün sonra) 39º C veya daha yüksek ateş (%15).
• Aşıdan 4-10 gün sonra başlayan ve 2-5 gün süren hafif kızamık tablosunu andıran döküntü.
• Febril konvülziyon (febril konvülziyon riski olanlara 5. gün başlanan parasetamol bu riski azaltmaktadır.)
• Ensefalopati (1/1.000.000 doz). Aşı yumurta proteini ve neomisin içerdiğinden bu maddelere bağlı olarak allerjik reaksiyon görülebilir.

Kontrendikasyonlar:
• Gebelere ya da üç ay içinde gebelik riski olanlara verilmemelidir.
• Yumurtaya ve neomisine anaflaktik reaksiyon gösterenlere kontrendikedir.
• Aşı PPD reaksiyonunu 4-6 hafta süreyle baskılar.
• Eğer mutlak yapılması gerekiyorsa aşıyla aynı gün yapılabilir.
• HİV enfeksiyonu dışında immün yetmezliklerde kullanılmamalıdır.
• İmmün supressif tedavi alanlarda kontrendikedir.
• Tedavi bitiminden en az üç ay sonra yapılabilir.
• Kızamıklı biriyle temas aşılanmamış kişilerde ilk 72 saat içinde yapılan aşı koruyucu olmaktadır.

Hamilelik Öncesi Gözden Geçirmeniz Gerekenler

Posted by Keops | Genel,Sağlık | Cumartesi 12 Aralık 2009 18:56

Anne ya da baba olmak, hayatınızın akışını deÄŸiÅŸtirecek büyük bir olaydır. Hamile kalmadan önce yapacağınız bazı planlar ve deÄŸiÅŸiklikler sayesinde, daha saÄŸlıklı birhamilelik geçireceÄŸiniz muhakkaktır. SaÄŸlıklı bir yaÅŸam tarzı, siz ve bebeÄŸiniz üzerine büyük ve olumlu etkiye sahiptir. HamileliÄŸin planlı olması sizi ileride olacakolaylara hazırlamaya yardımcı olur ve karşılaÅŸacağınız zorlukları daha kolay, bilinçli bir ÅŸekilde atlatmanızı saÄŸlar. Hamilelik öncesi iyi bir saÄŸlık bakımının yapılması bütünhamileliÄŸiniz boyunca size yardım edecektir. Bir çok kadın hamile kaldığını birkaç hafta geçmeden bilmemektedir. Bu ilk haftalar, fetus için en kritik dönemlerdir. Zira organlar bu dönemde oluÅŸur. Sigara, alkol ve bazı ilaçların kullanılması bebeÄŸin normal geliÅŸimini engeller. Hamile kalmayı düşünüyorsanız en az 3 ay öncesinden bir doktora danışmanız, size yol gösterilmesi ve bilgi verilmesi açısından önemlidir. (daha fazla…)

Sağlıklı Bir Gebelik (Hamilelik) İçin

Posted by Keops | Genel | Pazartesi 7 Aralık 2009 12:45

İşte, çocuk sahibi olmaya karar vermeden önce dikkat etmeniz gerekenler:
Kilonuzu boyunuzun karesine böldüğünüzde çıkan sonuç 18.5-25 aralığının üstünde ise öncelikle bu normal değerin içine girip sonra gebelik serüveninize başlamalısınız.
(daha fazla…)

Hamilelik ve Kan Uyuşmazlığı

Posted by Keops | Genel | Pazartesi 7 Aralık 2009 12:35

“Kan uyuÅŸmazlığı” aslında karı koca arasında olmasına karşın, gebelik döneminde anne ile karnındaki bebeÄŸi arasında problem yaratabilen bir durumdur.
(daha fazla…)

1 / 212