Armut Tipi Vücuttan Kurtulma Yolları

Posted by Keops | Cilt Bakımı & Estetik & Güzellik | Pazartesi 2 Ağustos 2010 13:30

Armut tipli vücutlarda kilo ağırlıklı olarak kalçada ve basenlerde toplanmıştır. Dar bir bel ve karın bölgesi söz konusudur; omuzlar da kalçadan daha dardır.

Egzersiz Önerileri
Kadınlar genetik olarak yağı, basen ve üst bacak bölgelerinde toplamaya meyillidir. Dolayısıyla basenleri eritmek en zor iştir ve ciddi bir kararlılık gerektirir.

Armut şeklinde bir vücuda sahip olanlar çok fazla bisiklete binmekten ve spinning yapmaktan kaçınmalıdır, çünkü bu sporlar vücudun alt kısımlarında kas yapar. Koşmak en uygun egzersizdir. Basit pilates hareketleri, özellikle de yan yatılarak yapılan bacak egzersizleri (düz yüzeye yan olarak uzanıp üstteki bacağı kalça hizasına kadar yukarı kaldırmak, nefes almak, nefes vermek ve bu esnada havadaki bacağınızı yavaşça yere iki santimetre kalana kadar yere indirmek), bacak kaslarını uzatacağı ve esneteceği için tavsiye edilebilir.

Armut şekilli vücutlarda omuzlar genellikle dardır ve eğri görünür. Duruşunuzu düzeltmek ve omuzlarınızı açmak için yoga hareketlerinden yararlanabilirsiniz; böylece vücudunuzun orantısı dengelenecek ve kalça kısmı daha dar görünecektir. Şınav çekerek ya da kaldırabileceğiniz ağırlıklarla çalışarak pazı ve dış kol kaslarınızı ve omuzlarınızın hatlarını güçlendirebilirsiniz.

Armut grubundakiler diğer gruplardan daha fazla çalışmak zorundadır; dolayısıyla sık “mola vererek” egzersiz yapmak daha etkili olacaktır. Örneğin iki dakika süresince saatte 5 km. hızla koşun, ardından iki dakika boyunca yürüyün (nefes alışverişlerinizin normal seviyede kalacağı bir hızda yürümelisiniz). Bu koşma ve yürüme tekrarını toplam 20 dk. sürdürün. Bu yavaşlayıp hızlanan ve tekrar yavaşlayan hareket serisiyle etkili biçimde yağ yakarsınız ve sonuçları da daha çabuk görürsünüz.
Kesinlikle pes etmeyin! Armut grubundakiler spor yapmaya başladıkları zaman, ilk aşamada verdikleri kilolar önce vücutlarının üst bölümünden gider. İstediğiniz hedef bölgelerde yağ yakmak için belli bir süre geçecektir ve siz bu süre boyunca pes etmemelisiniz.

Beslenme Önerileri
Armut şekline en sık Türk kadınlarında rastlanır. Armut grubundakilerin aldıkları bütün kilo, vücut orantısından dolayı doğrudan en istenmeyen bölgelere gider. İdeal diyet, omega oranı yüksek yağları kapsar. Bol bol uskumru, somon ve ringa balığıyla beyaz etli balık tüketebilirsiniz, çünkü bunlar önemli, yağlı asitleri ihtiva ettiği için vücutta süt ürünleri ve kırmızı et gibi doymuş yağlardan farklı işlem görürler. Bu yağlar vücutta depolanmaz; tam tersine bu yağların her zerresi vücuttaki hücre membranlarında kullanılır.

Beslenmenizi tamamıyla değiştirmenize gerek yoktur; sadece akılcı küçük manevralar yapmanız yeterlidir. Mesela tam yağlı krem peynir yerine daha az yağlı peynir tercih edebilir, yağlı etler yerine de yağsız ızgara et tüketebilirsiniz. Hazır satılan salata sosu yerine sirke, limon, zeytinyağı kullanabilirsiniz ve tuzlu fıstık yerine de tuzsuz bademle fındık yiyebilirsiniz.

İçecek Önerileri
Kafein sizin için felakettir. Çünkü doğrudan basen-kalça bölgenizdeki yağ hücrelerinde depolanır ve selülit oluşumuna yol açar. Bunun yerine yeşil çay içebilirsiniz; böylece metabolizmanızın daha hızlı çalışmasına da yardımcı olmuş olursunuz.

Güzellik Kreminizi Kendiniz Yapın

Posted by Keops | Cilt Bakımı & Estetik & Güzellik | Pazartesi 2 Ağustos 2010 13:28

Aktarlardan temin edeceğiniz bitkisel ürünlerle yapabileceğiniz cilt bakım kremleri ve losyonlar, cilt bakımı ve güzelliğinizi korumak için en ideal ve ekonomik çözümlerin başında geliyor. İşte doğal bitkilerle evde yapabileceğiniz güzellik kremleri…
Bilim dünyası yaşlanmayı geciktirmek için birbirinden mucizevi ilaçları üretmeye devam ediyor. Ancak bu kremler, losyonlar ve maskeler, çözümü olmayan yan etkilere yol açabiliyor. Bu nedenle en iyisi kendi kreminizi, losyonunuzu ve maskenizi kendiniz yapmanız. Bunun için bir aktara gitmeniz yeterli. İşte onlardan birkaçı:

Temizleme kremi

Yağlı ciltleri temizlemek için kullanılan limonun, aynı zamanda kırışıklıkları düzeltme ve mikropları kırma gibi nitelikleri bulunur. Sabah ve akşam yüze bir pamuk yardımıyla hafifçe sürülen limon, cildin daha temiz olmasını sağlar. Yağlı cildin sorunlarından olan akne ve siyah noktalar, düzenli limon bakımı sayesinde yok olur. Temizleme işlemi sırasında cilde çok fazla basınç uygulanmaması cildin tahriş olmasını önler.

Biberiye losyonu

Kuru biberiye yaprakları kaynar suyla iyice haşlanır. Kaynatılan yapraklar 1 saat demlendikten sonra süzülerek bir pamuk yardımıyla cilde uygulanır.

Haşhaş losyonu

Kuru haşhaşın çiçekleri yarım litre suda iyice kaynatılır. Daha sonra yaklaşık olarak bir saat demlenmeye bırakılır. Elde edilen karışım ile cilt temizlenir. Akşam uyku öncesi yapılan bu işlem cildin kendisini yenilemesine ve tazelemesine yardımcı olur.

Yeşil çay losyonu

Porselen bir demlik içerisinde yeşil çay demlenir. Daha çukur bir kaba aktarılan demli çayın içine bir yumurtanın sarısı, bir tatlı kaşığı çiçek balı ve 10 miligram gliserin eklenir. (Gliserini eczanelerden reçetesiz alabilirsiniz) Elde edilen bu karışım iyice karıştırıldıktan sonra yüze ve dekolte bölgesine bir pamuk yardımıyla masaj yapılarak sürülür.

Gliserin losyonu

25 miligram içme suyuna, 5 miligram gliserin eklenir. Yapımı oldukça basit olan bu losyon cildi nemlendirmek için en uygun karışımlardan biridir.

Maydanoz losyonu

Yarım demet taze maydanoz yarım litre suda kaynatılır. Kaynatılan maydanoz 1 saat boyunca demlenmeye bırakılır. Maydanozlu bu losyon yüz temizliğinde harikalar yaratmaktadır.

Portakal losyonu

Her tür cilt için idealdir. Bir fincan rendelenmiş portakal kabuğunu, bir kepçe gül suyunu, bir kaşık safa çiçeğini ve saf suyu bir şişede iyice çalkalayarak karıştırın. Sonra 24 saat bekletip cildinize sürün.

Hindistan cevizi ve kakao losyonu

Kuru ciltler için mükemmel bir karışımdır. Yapımı oldukça basit olan bu losyonun içine 5 miligram kakao ve 5 miligram hindistan cevizi yağı koyulur. Elde edilen karışım bir pamuk yardımıyla tüm yüze ve dekolte bölgesine sürülür. Ellerinizle yumuşak dokunuşlarla yaklaşık olarak 5 dakika masaj yapılır. Daha sonra ılık su ile cilt temizlenir. Duşlardan önce yapılması tavsiye edilir.

İddialı Olmak Bu Sezonun İlk Hedefi

Posted by Keops | Cilt Bakımı & Estetik & Güzellik | Pazartesi 2 Ağustos 2010 13:20

İlkbahar ve yaz sezonunda, modanın gerisinde kalmak istemiyorsanız, işe makyajınızla başlamanızı tavsiye ederiz. Bu sezon renkler, sadece kıyafetlere değil, yüzünüze de yansırken, ne kadar cesur olduğunuzu makyajla gösterme imkânını yakalayacaksınız.

MORUN CAZİBESİ

Mor, 2010 ilkbahar-yaz sezonunda karşımıza çıkacak en iddialı renklerden biri olacak. Öyle ki, gözlerinizi mosmor boyadığınızda kimse sizi yadırgamayacak. Koyu renklerin yanında eflatun, lila da gözde renkler arasında.

BEYAZDAN KORKMAYIN
Bu sezon beyaz, kış sezonunda moda olan grinin tahtını sarsacak gibi görünüyor. Eskiden olsa bembeyaz gözlerle solgun görüneceğinizi düşünürdünüz; fakat ilkbaharda herkesin gözleri beyaza bürünecek. Göz kapağınızın üzerine açık bir ton sürerken, alt kirpiklerinizin altına beyaz sürebilir ya da üst kapağınızı tamamen beyaza boyayabilir ve gözünüze lila tonlarında bir kalem çekerek bütünlük yaratabilirsiniz.

EYELINER’A DEVAM
Kış aylarında büyük bir adım atarak makyaj trendlerinin vazgeçilmezi olan eyeliner, ilkbahar sezonunda da karşımıza çıkıyor. Tek bir farkla sadece siyah ya da kahverengi eyeliner kullanmak yerine bu sezon mor, mavi ya da yeşil bir eyeliner kullanabilirsiniz. Çok kalın olmadan kirpik diplerinize çekebileceğiniz eyeliner, gözlerinizi çarpıcı hale getirecek.

Zayıflamada Tıbbi Trendler Ve Selülit Tedavisi

Posted by Keops | Cilt Bakımı & Estetik & Güzellik | Pazartesi 2 Ağustos 2010 13:18

Uzmanlar, selülit ve bölgesel yağlanma konusunda yapılan araştırmalar hakkında bilgiler verdi. Selülitten korunmak için koyu kahve ve çaydan uzak durmak gerektiğini söyleyen uzmanlar, bol su tüketiminin de selülitleri önlemede ciddi bir çözüm yolu olduğunu belirtiyor.
Selülit ve bölgesel yağ fazlalıkları vücut güzellik ve estetiğini tehdit eden en inatçı sorunlardan biri, o portakal kabuğu görüntüsü oluştu mu herhangi bir emek harcamadan ondan kurtulmak hiç de kolay olmuyor. Belki kötü bir rüya ve inanılmak istenmeyen bir gerçek ama kaçınılmaz.

Neredeyse kadınların % 80’inde görülen bu sorunun yıllar öncesine kadar, başa çıkmanın pek başarılı yolları yoktu. Bugün ise tıbbi yöntemlerden, özel tedavi edici cihazlara kadar pek çok alternatif bize duru, pürüzsüz ve selülitlerden yoksun vücutlar vaat ediyor. Cilt hastalıkları uzmanı Dr. Melisa Eczacıbaşı, konu ile ilgili önemli bilgiler verdi.

Selülit nedir? Estetik mi, sağlık sorunu mu?

Selülit aslında hidrolipodistrofi olarak tanımladığımız, cilt altı yağ dokusu ve küçük mikro damarları ilgilendiren bir nevi sağlık sorunu. Bu problem kendisini portakal kabuğuna benzeyen inişli, çıkışı düzensiz bir görüntü şeklinde gösteriyor ve selülitli bölgelerde elastikiyet ve sıkılık kaybı görülüyor. Özellikle kalça, basen, karın ve baldırlarda görülen bu problem yağ depolanması fazla olduğu bölgelerde daha çok oluşabiliyor. Bir tek kilo sorunu ve şişman olan hanımlarda değil, bir çok zayıf kadında da aynı soruna rastlamak mümkün. Tabi ki kadınlardaki hormonlar selülitlere en sık zemin oluşturan nedenlerden biri, onun için selülit problemine erkeklerde çok sık rastlamak mümkün değil.

Selülit ve bölgesel yağlanmaya yatkınlık yaratan etkenler nelerdir?

Bu etkenler arasında kadının doğal cilt yapısı, özellikle kadınlardaki hormonal düzen ve değişimlerin görüldüğü ergenlik, gebelik, menopoz gibi 3 önemli hormonal değişikliklerin yaşandığı dönemler, Ağır, aşırı kalorili besinlerle düzensiz ve yanlış beslenme, vücutta toksit etkiler oluşturan alkol, çay, kahve ve tütünün aşırı miktarda tüketimi, hareketsiz bir yaşam, stres, gerginlik, tuz ve su dengesinde değişikliklere neden olan idrar söktürücü ve mushillerin gelişi güzel kullanımı, düzensiz uyku, kabızlık, karaciğer ve sindirim bozuklukları, metabolik hastalıklar.

Selülit tanısı nasıl konulur?

Selülit tedavisinde erken teşhis önemli. Aynı zamanda selülite yol açan faktörleri ortadan kaldırmak da önemli. Böylelikle selülite neden olan faktörler ortadan kaldırıldığında daha erken ve başarılı sonuçlar alınabilir. Selülite zemin oluşturan yanlış nedenlerin ortadan kaldırılması ve yanlış alışkanlıkların yerine sağlıklı beslenme , doğru alışkanlıkların getirilmesinde bu sorunların çözülmesinde çok önemli rol oynar. Selülit tanısı çıplak göz ve el ile muayenede konulabildiği gibi kontakt termografi dediğimiz yöntemlerle de olabiliyor. Bu yöntem doku sıcaklık farklılıklarını belirleme esasına dayanıyor ve likit kristal içeren plaklar arcılığıyla selülitli bölgenin genel haritası çıkarılıyor. Böylelikle erken tanı konularak kısa sürelerde önlem alınabiliyor.

Özellikle bölgesel yağlanma ve selülit sorunu olan kişilerde uyguladığınız tıbbi yöntemler hangileridir?

Selülit ve bölgesel zayıflamada en çok tercih ettiğimiz tıbbi yöntemler, mezoterapi, karboksiterapi, lipolizis ve kas çalıştırma sistemleridir. Mezoterapinin 25 senelik geçmişi, karboksi ve lipoliz yöntemleri ise yaklaşık 10 senelik geçmişleri mevcut. Dünyanın bir çok ülkesinde başarı ile uygulanan bu yöntemler bu konuda eğitimi olan uzman hekimlerce uygulanmalı. Başarılı ve doğru uygulamalarda selülit ve bölgesel yağlanma sorunlarında oldukça azalma ve ya hatta tamami ile de giderme mümkündür.

(daha fazla…)

Nerenizden Kilo Verdiğinizi Öğrenin

Posted by Keops | Diyet & Zayıflama & Kilo Verme | Pazartesi 2 Ağustos 2010 13:16

Kış boyunca kalın kıyafetler altına sakladığımız fazla kilolarımızdan, kurtulmanın zamanı geldi artık. Peki ama kilo verirken yağ mı, kas mı, yoksa sıvı mı kaybettiğinizi nasıl bileceksiniz? Kilo kaybında nereden ve nasıl bir kayıp yaşandığını Uzman Diyetisyen Turgay Köse yanıtlıyor…
kilo verme 199×300 Nerenizden kilo verdiğinizi öğreninÇok düşük oranlarda karbonhidrat içeren diyetlerde su, açlık durumunda kas kaybı olmaktadır. Ancak düzenli egzersiz yapılması ve dengeli bir diyet uygulanması durumunda yağ kaybı sağlanabilmektedir.
Peki, kaybedilen kilonun nereden gittiğini nasıl saptayabiliriz? Evlerde, eczanelerde bulunan klasik basküller sadece ağırlığını ölçebilmektedir. Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü’ne göre şişmanlık, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunudur. Yani şişmanlıkta ölçüt kilo değil, vücuttaki yağ – kas arasındaki uyumdur. İşte bu noktadan hareketle yola çıkarak BIA (Bioelectrical Impedance Analysis) tekniği ile ölçüm yapan cihazlar geliştirilmiştir.
Özellikle ağırlığın sabit kaldığı hatta bazen kilo alındığı durumlarda vücut yağ oranındaki olumlu ve/veya olumsuz yöndeki değişim, tedavinin şeklini direkt olarak etkilediğinden üstün teknoloji ile geliştirilmiş bu cihazların ilgili uzmanlar tarafından kullanımı kaçınılmaz hale gelmiştir. Tanita tarafından geliştirilen ve pratik kullanımı sayesinde kişinin ölçümlerini kendisinin de yapabileceği Innerscan Vücut Analizi ile kilonuzu, yağ oranınız, vücut sıvı oranınızı, kaslarınızın ve kemiklerinizin ağırlığını, fiziksel aktivite derecenizi, günlük alınması gereken kalori miktarınızı ve metabolizma yaşınızı 10 sn’lik bir analiz ile öğrenmeniz mümkündür. Aynı zamanda bu Vücut Analiz Tartısı ile yaptığınız analiz sonuçlarını karşılaştırırsanız bu sizin kilo verirken yağ mı yaktığınız sıvı / kas mı kaybettiğinizi ortaya çıkaracaktır. Kilo verirken vücudunuzun ne türden bir değişikliğe uğradığını, metabolizma hızınızdaki değişikliğin ne olduğunu ve kilo vermenin vücudunuzu nasıl etkilediğini de biyolojik yaşınızı öğrenerek gözleyebilirsiniz.
Peki, vücut analizi neden önemlidir?
İnternet ve kitaplarda yer alan çeşitli formüller kişinin yaşı, boy uzunluğu ve vücut ağırlığı göz önüne alınarak hazırlanmaktadır. Şişmanlıkta vücut bileşiminin yani vücut yağ oranının belirleyici olduğu düşünülürse; cinsiyet ve fiziksel aktivite derecesinin de büyük önem taşıdığı unutulmamalıdır. Aynı yaş, cinsiyet, boy uzunluğu ve vücut ağırlığına sahip 2 kişinin fiziksel aktivite dereceleri birbirinden farklılık göstereceği için vücut yağ oranları aynı olamaz. Halbuki standart formüller bu farkı göz ardı ettiği için doğru sonuç veremez. Vücut yağ oranı parmak izi gibi düşünülmeli, her birey için farklı olacağı unutulmamalıdır.

Güzellerşirken Enfeksiyon Kapmayın

Posted by Keops | Cilt Bakımı & Estetik & Güzellik | Pazartesi 2 Ağustos 2010 13:12

Güzelleşmek için kullandığınız makyaj malzemelerinin sağlığınızı tehdit edebileceği hiç aklınıza geldi mi?
En yakın arkadaşınızın ruju ya da kozmetik reyonunda sürdüğünüz tester rimel cildinizde bakteri ve mikrop oluşumuna neden olabilir. Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ayfer Aydın, bir başkasının makyaj ürünlerini kullanmanın yaratacağı etkiler hakkında bilgi verdi.
Eller yıkanmalı
Makyaj yapmadan önce ellerinizi mutlaka yıkayın. Çünkü ellerdeki kir ve bakteriler makyajla birlikte yüze bulaşabilir. Diğer bir önemli nokta ise özellikle çok sayıda insanın kullandığı likit makyaj malzemelerinin bakteri üretmesidir. Kozmetik reyonlarındaki deneme ürünlerini mümkünse elinizde deneyin, yüzünüze sürmeyin.
Fondöten mikrop yuvası
Parmakla sürülen makyaj malzemelerinde, elde biriken tüm bakteri ürünün içine yerleşir. Bu şartlarda bakteriler çok hızlı bir şekilde ürer. Yani eller yıkanmadığı taktirde makyaj malzemeleri mikrop yuvası haline dönüşebilir.
Arkadaşınızın rujunun rengiyle birlikte uçuğu da bulaşabilir
Çok yakın bir arkadaşınız dahi olsa başkasının rujunu kesinlikle kullanmayın. Şayet rujunu kullandığınız kişinin uçuk gibi bir enfeksiyonu varsa, rujla birlikte onu da denemiş oluyorsunuz. Bir başkasının da sizin rujunuzu kullanmasına kesinlikle izin vermeyin. Fakat rujunuzu arkadaşınıza vermek zorunda kalırsanız, bütün ruju çöpe atmaya da gerek yok. Rujun ucuna biraz kolonya damlatın ve sonra kağıt mendille silin. Parfümerilerde tester olarak kullanılan rujları denemeyin. Denemek zorunda kalırsanız, satış uzmanından rujun üst kısmını sıyırmasını isteyin.
Başkasının maskarası görmenizi dahi engelleyebilir
Modern likit maskaralarda aplikatör tüpün içine sokulu tutulduğu için maskaraya bakteri bulaşması için birçok fırsat doğmaktadır. Bu bakteriler arasında en korkulan özellikle kornea enfeksiyonudur ve görmeyi kalıcı bir şekilde etkileyebilir. Her ne kadar maskaralarda koruyucular bulunsa bile maskara tüplerini ilk kullanımdan 3 ay sonra atmak ve aynı maskara tüpünü başka kişilerin kullanmamasını sağlamak gerekmektedir. Tekrarlayan bakteri enfeksiyonları için kişilerin solvent bazlı maskaraları tercih etmeleri gerekmektedir.

Fırçalar bakteri ve mikrop yuvası
Makyaj malzemeleri arasında hijyenine dikkat edilmesi gereken en önemli ürünlerden biri fırçadır. Kaliteli bir fırça temiz ve dikkatli kullanılırsa 3- 5 yıl kullanılabilir. Ancak bunun için haftada 1 kez yıkamak gerekmektedir. Ayrıca başkalarının fırçası cildinizde bakteri ve mikrop oluşmasına neden olabilir. Bu nedenle bu başkası arkadaşınız dahi olsa fırçası kullanılmamalıdır.
Fırçalar çok kolay bakteri ve mikrop barındırır. Sürekli ciltle temas halinde oldukları için alerji ve sivilce gibi durumlara neden olabilir. Fırçalarınızı sıcağa yakın ılık su ve sabun ile yıkayın. Kesinlikle deterjanlı ürünler kullanmayın. Açıkta ve havlu üzerinde kurutun.
Makyaj malzemelerindeki uçuk, bakteri ve mikrop tehlikesi
Makyaj malzemesi standlarında tanıtım amaçlı yer alan deneme ürünleri, uçuk, bakteri ve mikrop kapmanıza sebep olabilir. Bu ürünlerin tanımadığınız birçok insan tarafından denenmesi rahatsız edici bir durum. Kozmetik alışverişlerinizi yaptığınız mağazaların hijyenik olduğundan emin olmalısınız. Denemeniz için sunulan ürünlerin temizliğinden, silmeniz için size sunulan ürünlere kadar her şeyin dezenfekte edildiğine ve risk oluşturmayacaklarına dikkat etmelisiniz.
Sizden önce başkalarının denemiş olabileceği ve mikrop taşıyabilecek ürünleri denemeyi düşünmemelisiniz. Satın almadan önce üründen emin olmak isterseniz, bu konuda eğitimli ve yetkin danışmanlardan yardım almanızda fayda var. Bütün uyarıların ışığında alışverişinizi tamamladıktan sonra mutlaka ellerinizi temizlemeyi unutmayın.

Bal İle Gelen Güzellik

Posted by Keops | Cilt Bakımı & Estetik & Güzellik | Pazartesi 2 Ağustos 2010 13:10

Kırışıklıkları gidermek ve cildi canlandırmak için balla hazırlayacağınız kürden yardım alabilirsiniz. Ayriyeten cildinize gençlik sağlayarak güzelliğinizi korumanıza yardımcı olacaktır.
Yumuşak ve kadifemsi bir cilt için, göz çevresi hariç boyun ve yüze bal sürüp 10 dakika kadar bekleyin. Ilık suyla durulayıp, havlu ile kurulayın.
Cildi canlandırmak için:
1 çorba kaşığı bal
1 adet rendelenmiş elma
1 adet ezilmiş muz
Malzemeleri karıştırıp, göz çevresi hariç, yüz ve boyna uygulayın. 15-20 dakika bekletin. Ilık suyla durulayın ve havluyla kurulayın.
Kırışıklığa karşı:
1 çorba kaşığı limon suyu
2 çorba kaşığı bal
Malzemeleri karıştırıp, göz çevresi hariç, yüz ve boyna uygulayın. 15-20 dakika bekletin. Ilık suyla durulayın ve havluyla kurulayın.
Cildi sıkılaştırma:
1 yumurta sarısı
1 tatlı kaşığı badem yağı veya sızma zeytinyağı
1 çorba kaşığı bal
Mercimek büyüklüğünde tereyağı
Malzemeleri, krem kıvamına gelinceye kadar karıştırın. Göz çevresi hariç, boyun ve yüze sürün. 5-10 dakika bekletip, ılık suyla yıkayın ve durulayın.
Gençleştirici maske:
2 çorba kaşığı bal
2 çorba kaşığı pirinç unu
2 adet yumurtanın beyazı
Yumurta akını bir kapta çırparak kar haline getirin. Başka bir kapta pirinç unu ve balı karıştırın. Daha sonra tüm malzemeleri birbirine ekleyerek karıştırın. Maskeyi göz çevresi hariç, tüm yüz ve boyun bölgesine sürün. 10 dakika bekletip, ılık suyla yıkayın ve durulayın